Kitabımız, Tanrı kavramının ilkel insanın ölüm karşısındaki tecrübelerinden ve atalara yönelik saygı pratiklerinden doğarak zamanla çoktanrıcılığa, oradan da tek tanrıcılığa evrildiğini ileri sürer. Yazar, dinin özünü mitolojik anlatılarda değil, yaşayanların ölülerine yönelttiği pratik ibadet biçimlerinde arar; tanrı tasavvurunun kökenini, hayatta kaldığı düşünülen ruh ya da “hayalet” fikrine bağlar. Bu çerçevede din ile mitoloji arasına kesin bir ayrım koyar: din temelde uygulamadır, mitoloji ...